Doktorlar PhD mi ?

Selen

New member
Doktorlar PhD mi? Bir Ünvanın Peşinde, Hastane Koridorlarından Akademinin Kalbine

Doktorlar PhD mi? Bu Soruyu Bir Hastane Koridorunda Sormakla Başladı

Geçenlerde bir hastanenin koridorunda beklerken yanımda oturan genç bir adamın telefon ekranına baktığını fark ettim. Ekranda bir doktorun adı ve hemen yanında birkaç harf vardı: “MD, PhD”.

Adam bir süre ekrana baktıktan sonra bana dönüp, “Bir şey soracağım, doktorlar PhD mi?” dedi.

Sorunun basit olduğunu düşündüm. Hatta ilk anda, “Doktor doktordur, PhD başka bir şey,” deyip geçebilirdim. Fakat sohbet ilerledikçe bunun yalnızca bir kısaltma meselesi olmadığını fark ettim. “Doktor” kelimesinin arkasında tıp eğitimi, akademik derece, tarih, toplumun mesleklere verdiği değer ve hatta insanların bilgiye duyduğu güven gibi birçok farklı hikâye vardı.

O gün yaşadığımız konuşmayı biraz değiştirerek burada paylaşmak istiyorum. Çünkü eminim bu ayrımı ilk kez duyan ya da “MD ile PhD arasındaki fark nedir?” diye arama yapan tek kişi ben değilim.

Önce En Kısa Cevabı Verelim: Hayır, Her Doktor PhD Değildir

Buradaki en önemli nokta şu:

Tıp doktoru olmak ile PhD sahibi olmak aynı şey değildir.

“Doctor” kelimesi İngilizcede hem tıp doktorları hem de belirli alanlarda doktora derecesi kazanmış akademisyenler için kullanılabilir. PhD ise “Doctor of Philosophy” ifadesinin kısaltmasıdır. Buradaki “philosophy” yalnızca felsefe alanını ifade etmez; matematikten biyolojiye, psikolojiden mühendisliğe kadar çok geniş bir akademik araştırma alanını kapsayabilir.

Örneğin bir kişi fizik alanında PhD yapmışsa “doktor” unvanını akademik anlamda kullanabilir ama hekim değildir. Hastalık teşhis etmek, reçete yazmak veya ameliyat yapmak onun PhD derecesine sahip olmasıyla otomatik olarak mümkün hale gelmez.

Tıp doktoru ise tıp eğitimi almış, ilgili mesleki yeterlilikleri kazanmış ve bulunduğu ülkenin mevzuatına göre hekimlik yapma yetkisine sahip kişidir.

Yani:

Tıp doktoru = hekimlik eğitimi ve mesleki yetki

PhD = özgün akademik araştırma sonucunda kazanılan doktora derecesi

İkisi bazı insanlarda birleşebilir. Bir hekim aynı zamanda PhD sahibi olabilir. İşte “MD, PhD” ifadesi genellikle böyle bir durumu anlatır.

Ama her MD PhD değildir; her PhD sahibi de MD değildir.

Koridordaki Sohbet Derinleşiyor

Yanımdaki genç adamın adı Emre'ydi. Bir süre sonra sohbetimize hastanede çalışan başka iki kişi de dahil oldu: Murat ve Derya.

Murat, yıllardır laboratuvar araştırmalarıyla ilgilenen, daha çok “Bu işin mekanizması nedir?” diye düşünen biriydi. Derya ise sağlık iletişimi konusunda çalışan ve hastaların doktorlarla ilişkisini araştıran biriydi.

Emre soruyu tekrar sordu:

“Peki neden ikisine de doktor deniyor? Bu biraz kafa karıştırıcı değil mi?”

Murat hemen çözüm üretmeye başladı.

“Bunu bir sistem gibi düşün,” dedi. “Bir tarafta klinik eğitim var, diğer tarafta akademik araştırma. İkisi farklı yollar. Kişinin hangi yolu izlediğini anlamak için unvanın tamamına bakmak gerekiyor.”

Derya gülümsedi.

“Doğru, ama insanların neden karıştırdığını da düşünmek lazım. Bir hasta için karşısındaki kişinin unvanından önce, o kişinin ne yaptığı ve kendisine nasıl yardımcı olabileceği önemli. İnsanlar bazen akademik dereceyi mesleki yetkiyle aynı şey sanıyor.”

İkisinin yaklaşımı farklıydı ama birbirini tamamlıyordu. Murat meseleyi sınıflandırarak çözmeye çalışıyordu; Derya ise bu sınıflandırmanın insanlarda nasıl algılandığına dikkat çekiyordu.

O anda konuşmanın yalnızca “PhD nedir?” sorusundan ibaret olmadığını anladım.

Asıl soru belki de şuydu:

Bir unvan bize bir insanın hangi konuda uzman olduğunu gerçekten anlatabiliyor mu?

“Doktor” Kelimesinin Tarihi Sandığımızdan Daha Eski

Konuyu biraz araştırınca işin tarihsel tarafı daha da ilginç hale geldi.

“Doctor” kelimesinin kökeni Latince docere, yani “öğretmek” fiiline dayanır. Tarih boyunca “doctor” kelimesi yalnızca hastaları tedavi eden kişiyi ifade eden bir sözcük olarak kullanılmamıştır. Özellikle Avrupa'daki üniversite geleneğinde “doktor”, belirli bir alanda ileri düzeyde bilgi ve öğretme yetkinliği kazanmış kişiyi ifade eden akademik bir unvan haline gelmiştir.

Bu nedenle modern dünyada aynı kelimenin iki farklı bağlamda kullanılması aslında tarihsel olarak çok da şaşırtıcı değildir.

Tıp doktorluğu zamanla ayrı bir mesleki eğitim ve lisanslama sistemine dönüşürken doktora derecesi de akademik araştırmanın en yüksek derecelerinden biri olarak kurumsallaştı.

Burada önemli bir ayrıntı var:

“Doktor” sözcüğü ile “PhD” sözcüğü eş anlamlı değildir.

PhD, doktora derecelerinden yalnızca biridir. Bazı ülkelerde ve disiplinlerde başka doktora türleri de bulunur. Örneğin tıp alanında kullanılan profesyonel dereceler ile araştırma doktoraları aynı eğitim modeline dayanmaz.

Peki Tıp Fakültesinden Mezun Olan Birinin Derecesi PhD mi?

İşte internette en çok karıştırılan noktalardan biri bu.

Bir tıp fakültesini bitiren kişi, bulunduğu ülkenin eğitim sistemine bağlı olarak hekimlik mesleğine yönelik bir tıp derecesi alır. Bu derece PhD değildir.

Amerika Birleşik Devletleri'nde örneğin “MD” yani Doctor of Medicine yaygın bir profesyonel tıp derecesidir. “PhD” ise araştırma doktorasıdır.

Türkiye'de ise durum biraz farklı bir terminolojiye sahiptir. Tıp fakültesi eğitimi, lisansüstü PhD programıyla aynı kategoride değerlendirilmez. Türkiye'de “tıp doktoru” olmak ile bir bilim dalında “doktora” yapmak farklı eğitim yollarıdır.

Bu ayrım özellikle uluslararası akademik özgeçmişlerde önem kazanır.

Bir kişinin kartvizitinde “MD, PhD” görüyorsanız, büyük ihtimalle kişi hem tıp doktorluğu eğitimi almış hem de ayrıca doktora düzeyinde akademik araştırma yapmıştır.

İşte bu kombinasyon özellikle tıp araştırmalarında oldukça değerli olabilir.

Murat'ın Tahtaya Yazdığı İki Yol

Murat bir kâğıt bulup iki sütun çizdi.

Birinci sütuna “Hekimlik”, ikinci sütuna “Araştırma” yazdı.

“Hekim,” dedi, “öncelikle hastayla karşılaşır. Şikâyeti dinler, muayene eder, testleri değerlendirir ve tanı ile tedavi konusunda karar verir. Elbette bunun ayrıntıları uzmanlık alanına göre değişir.”

Sonra ikinci sütunu gösterdi.

“PhD araştırmacısı ise yeni bilgi üretmeye odaklanır. Bir hipotez oluşturabilir, deney tasarlayabilir, veri analiz edebilir ve bilimsel literatüre yeni bir katkı yapmaya çalışabilir.”

Derya kâğıda bir ok çizdi.

“Fakat bu iki dünya birbirinden tamamen kopuk değil,” dedi. “Tam tersine, modern tıbbın ilerlemesi için birbirlerine ihtiyaçları var.”