Eşofman mı eşortman mı doğru ?

Ela

New member
Örneğin bir araştırmacı “eşortman” kullanımının özellikle belirli yaş gruplarında veya belirli bölgelerde daha yüksek olduğunu bulabilir. Bu oldukça değerli bir sosyodilbilimsel sonuç olur. Fakat bu bulgu, TDK'nin standart yazımındaki “eşofman” biçimini kendiliğinden değiştirmez.

Standartların değişmesi için daha uzun süreli kullanım eğilimleri, kurumsal kabul, eğitim sistemi, sözlük çalışmaları ve toplumdaki genel dil değişimi gibi çok daha kapsamlı göstergeler gerekir.

Erkekler veriyle, kadınlar sosyal etkilerle mi düşünür?

Sorunun bu bölümünde özellikle dikkat edilmesi gereken bir konu var. Dil kullanımı üzerine tartışırken erkekleri “analitik”, kadınları ise “duygusal veya sosyal” olarak kategorize etmek bilimsel açıdan savunulabilir bir genelleme değildir.

Bireysel farklılıklar, eğitim, yaş, meslek, kültür ve kişisel deneyimler çoğu zaman cinsiyetten çok daha güçlü açıklayıcı değişkenler olabilir.

Yine de tartışmayı farklı perspektifleri temsil edecek şekilde ele alırsak, bazı erkek katılımcıların meseleyi daha çok ölçülebilir veri üzerinden değerlendirmesi mümkündür: “Hangi biçim TDK sözlüğünde var?”, “Derlemde hangisinin kullanım sıklığı daha yüksek?”, “Hangi biçim akademik metinlerde daha fazla kullanılıyor?” gibi.

Bazı kadın katılımcılar ise aynı soruya sosyal bağlam üzerinden yaklaşabilir: “Çevremde herkes böyle söylüyor”, “İnsanlar yanlış söylediğimde beni düzeltince rahatsız oluyorum”, “Kelimenin toplumdaki algısı zaman içinde değişebilir” gibi.

Fakat bunun tersi de tamamen mümkündür. Analitik düşünen kadınlar, sosyal etkilere duyarlı erkekler ve her iki özelliği aynı anda taşıyan insanlar vardır. Hatta bilimsel açıdan en güçlü yaklaşım, bu iki perspektifi birbirinin karşıtı olarak görmek yerine birlikte kullanmaktır.

Veriyi incelemek bize ne olduğunu, sosyal deneyimleri incelemek ise çoğu zaman neden öyle olduğunu anlamamızda yardımcı olur.

Günlük deneyim neden bilimsel araştırmada değerlidir?

Bir kelimenin sürekli yanlış yazıldığını veya farklı telaffuz edildiğini fark etmek bilimsel kanıt değildir; fakat araştırma sorusu oluşturmak açısından son derece değerlidir.

Örneğin bir forumda onlarca kişinin “Ben çocukluğumdan beri eşortman diyorum” demesi, araştırmacıya yeni sorular yöneltebilir:

“Bu kullanım hangi yaş grubunda daha fazla?”

“Belirli bölgelerde yoğunlaşıyor mu?”

“Kelimeyi yazılı olarak öğrenenlerle yalnızca konuşma yoluyla öğrenenler arasında fark var mı?”

“Televizyon, sosyal medya ve okul eğitimi hangi biçimin yayılmasını etkiliyor?”

İşte bilimsel araştırma çoğu zaman böyle gündelik gözlemlerden başlar.

Kendi deneyimimiz bize hipotez sağlayabilir; fakat hipotezi doğrulamak için kontrollü veri gerekir. Bu nedenle “Ben hep böyle duydum” ifadesi kişisel deneyim açısından anlamlı, fakat dil standardı açısından tek başına yeterli değildir.

Hakemli dilbilim araştırmaları bize ne öğretiyor?

Sosyodilbilim alanındaki çalışmalar, insanların dili yalnızca kurallardan oluşan mekanik bir sistem olarak kullanmadığını gösteriyor. Dil aynı zamanda kimlik, sosyal grup, yaş, bölge, eğitim ve iletişim ortamıyla ilişkilidir.

William Labov'un sosyodilbilim çalışmalarının önemli katkılarından biri, dilsel değişimin toplumdaki sosyal değişkenlerle sistematik biçimde ilişkilendirilebileceğini göstermesidir. Labov'un New York City'deki /r/ kullanımı üzerine klasik araştırmaları, insanların telaffuz tercihlerinin sosyal bağlamdan bağımsız olmadığını ortaya koymuştur.

Penelope Eckert'in sosyodilbilim çalışmaları ise özellikle gençlerin dil kullanımının yalnızca “doğru-yanlış” ekseninde değerlendirilemeyeceğini; dil biçimlerinin sosyal anlamlar taşıyabildiğini göstermiştir.

Bu perspektiften bakıldığında “eşortman” kullanımını da yalnızca “insanlar yanlış biliyor” şeklinde değerlendirmek eksik kalabilir. Kullanımın nasıl ortaya çıktığı, kimler arasında yayıldığı ve hangi iletişim ortamlarında güçlendiği de araştırılabilir.

Ancak bu durum standart yazım kuralını değiştirmez: Standart Türkçede doğru biçim eşofmandır.

Peki “eşortman” tamamen yanlış mı?

Burada “yanlış” kelimesini biraz dikkatli kullanmak gerekiyor.

Bir kişinin konuşma sırasında “eşortman” demesi, onun Türkçeyi bilmediğini veya iletişim kuramadığını göstermez. İnsanlar konuşurken standart dışı biçimler kullanabilir ve birbirlerini tamamen anlayabilirler.

Fakat yazılı standart açısından durum farklıdır.

Örneğin bir akademik makalede, resmî belgede veya haber metninde “eşortman” yazmak yerine “eşofman” yazılmalıdır.

Dolayısıyla üç farklı düzeyi ayırabiliriz:

Konuşma kullanımı: “Eşortman” biçimi bazı konuşurlarda görülebilir.

Toplumsal kullanım: Yanlış veya standart dışı biçimler yaygınlaşabilir.

Standart yazım: Türkiye Türkçesinde tercih edilmesi gereken biçim “eşofman”dır.

Bu ayrım, dil tartışmalarında gereksiz sertliği de azaltır.

Sonuç: Bir harfin ötesinde dil değişimini görmek

“Eşofman mı, eşortman mı?” sorusunun standart yazım açısından cevabı oldukça nettir: Doğru yazım “eşofman”dır.

Fakat bu küçük kelime, dilin nasıl çalıştığını anlamak için beklenmedik derecede güzel bir örnektir. Kelimelerin kökeni, seslerin algılanması, konuşma hızındaki değişiklikler, halk etimolojisi, sosyal çevre, eğitim ve medya gibi faktörler bir kelimenin farklı biçimlerde kullanılmasına zemin hazırlayabilir.

Bilimsel yaklaşım burada bize önemli bir disiplin kazandırıyor: Kişisel deneyimimizi küçümsemeden, onu kanıtla karıştırmamak.

“Ben herkesin eşortman dediğini duyuyorum” gözlemdir.

“Eşortman gençlerde daha yaygın” hipotezdir.

“10.000 katılımcıyla yapılan araştırmada 18-25 yaş grubunda eşortman kullanım oranı diğer gruplara göre anlamlı derecede yüksektir” ise test edilebilir bir araştırma sonucudur.

Bu ayrımı yaptığımızda dil tartışmaları çok daha ilginç hâle geliyor.

Sizce “eşortman” kullanımının yaygın olması yalnızca bir telaffuz hatası mı, yoksa Türkçenin doğal değişim süreçlerinden birinin işareti mi?

Bir kelimenin toplumda çok yaygın kullanılması, standart yazımının zamanla değişmesi için sizce yeterli olabilir mi?

Ve daha önemlisi: Günlük hayatta kullandığımız başka hangi kelimelerin doğru biçimini aslında hiç sorgulamadık?